Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinden #Sürdürülebilirlik
Turkishe Network işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifinden farklı temalara çeşitli açılardan bakmamızı sağlayan etkinlik serimiz #Sürdürülebilirlik başlığındaki “Bu Bizim Şehrimiz” Kolektif Kolaj Atölyesi ile son buldu.
Etkinlik 4 Aralık günü İstasyonTEDÜ’de Hisleri Harika kurucusu ve eğitmeni Özge Çavuşoğlu ve Hisleri Harika Atölye Eğitmeni Hazal Kaya’nın kolaylaştırıcılığında yüz yüze gerçekleşti. Atölyenin amacı kentte yaşamanın duygusal, mekânsal ve toplumsal yönlerini birlikte tartışabileceğimiz bir ortak üretim alanı oluşturmak ve kolektif kolaj yöntemi ile birlikte daha sürdürülebilir şehirler hayal etmekti.

Kenti Deneyimlemek ve Tasarlamak
Bu atölyede, bir kentin gerçekten sürdürülebilir olmasının, o kentte yaşayan herkesin daha güvenli, erişilebilir ve eşit yaşam koşullarına sahip olmasıyla mümkün olduğu bakış açısıyla bir tartışma yürüttük. Katılımcıların deneyimlerinden ortaklaşan pek çok başlık ortaya çıktı. Kadınların gece sokakta rahat yürüyememesi, geç saatlerde eve dönerken tedirginlik yaşaması, spor yaparken bile kamusal alanlarda kendilerini rahat hissetmemesi gibi gündelik hayata dair belirleyici meseleler üzerinden kapsayıcı ve sürdürülebilir kent olgusunu birlikte düşündük. Katılımcıların aktardıkları bu örnekler, kentte güvenlik meselesinin sadece aydınlatma ya da kamera gibi teknik çözümlerle değil; kentin sosyal dokusu ile yakından ilişkili olduğunu yeniden hatırlattı.
Sürdürülebilir kent tartışmasını derinleştiren bir diğer odak noktası ise kentteki erişilebilirlik meselesi oldu. Bisiklet, tekerlekli sandalye ve bebek arabası gibi araçlarla şehir içinde hareket etmenin zorluğu erişilebilirlik tartışmalarının merkezindeydi. Çocuk bakımını üstlenen kadınların erişilebilir olmayan kaldırımlar nedeniyle sokaklarda yürürken zorluk yaşamaları ve sürekli şehrin merkezine dönüp aktarma yapan işlevsiz ulaşım ağlarının gerçek ihtiyaçlar düşünülmeden tasarlanmasının yarattığı zorluklar kentte erişilebilirliğe dair dile getirilen sorunlardan bazıları.
Atölyenin devamında iki gruba ayrılan katılımcılar masalarındaki boş tuval üzerinde düşünmeye ve yaratıcılıklarını da kullanarak daha güvende hissettikleri bir şehri hayal etmeye başladılar. Tasarım aşaması, kentin yalnızca fiziksel bir yerleşim alanı olarak değil; ihtiyaçların, güvenlik algısının, ilgi alanlarının, rutinlerin ve hayallerin toplamı olan bir yaşam alanı şeklinde görülmesine alan açtı. Tasarlanan şehirler yalnızca binalar ve yollardan ibaret olmaktan çıktı ve katılımcıların özgürce yapmak istediklerini, şehirdeki ihtiyaçlarını aktardıkları post-it’lerle doldu. Atölye sonunda üretilen iki kent imgesine bakıldığında tasarımsal olarak şehir planları birbirinden farklı olsa da, güvenli, erişilebilir, kapsayıcı ve yeşil kamusal alanlar bulunması her iki planda da vurgulanan nokta oldu.


Hepimizin Şehri
Kent, yalnızca içinde günlük hayatımızı sürdürdüğümüz yapılı çevreden ibaret değil. Aynı zamanda bizi kısıtlayan ya da özgürleştiren, birleştiren ya da ayrıştıran, güçlendiren ya da zayıflatan, sözün kısası kaçınılmaz olarak bizi şekillendiren bir toplumsal deneyim alanı. Dolayısıyla gündelik yaşamımızı böylesine derinden etkileyen kent deneyimlerini beraber şekillendirme hakkına, kent hakkına sahibiz. David Harvey’nin söylediği gibi:
Kent hakkı, kentin sunduğu kaynaklara bireysel erişim hakkından çok daha fazlasını ifade eder; kenti dönüştürerek kendimizi de dönüştürme hakkıdır. Bu hak, kentin nasıl üretildiği ve yeniden üretildiğiyle doğrudan ilişkili olduğu için, doğası gereği bireysel değil kolektiftir; zira kentin dönüştürülmesi, kentleşme süreçleri üzerinde kolektif bir gücün kullanılmasına bağlıdır. Şehirlerimizi ve kendimizi inşa etme ve yeniden inşa etme özgürlüğü ise, ileri sürmek isterim ki, insan haklarımızın en değerli fakat aynı zamanda en fazla ihmal edilmiş olanlarından biridir (Harvey,2008).

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinden Serisi Sona Erdi
Kolektif Kolaj Atölyesi ile 'Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Perspektifinden' serimizin sonuna geldik. Topluluk, afet ve krizler, dil ve kültür, medya, kariyer, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan bu buluşmalar, birlikte düşünmek ve öğrenmek için katılımcılara, konuşmacılara, ve bizlere alan açtı. Umuyoruz ki bu seri, toplumsal cinsiyet eşitliğinin farklı sektörlerde derinlemesine ele alınmasına ön ayak olur ve yeni işbirliklerinin kurulmasına katkıda bulunur.
Etkinliklere katkı sunan ve katılan herkese çok teşekkür ederiz.
Sevgiyle ve dayanışmayla!

.png)
.png)